Kuralsız Haber
HV
21 EYLÜL Pazartesi 01:06
Advert Advert

Takvimler...

Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz
Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz
Giriş Tarihi : 05-01-2026 20:23

Takvimler, insan aklının, Allah’ın yarattığı zamanı anlamlandırmak, daha düzenli, daha verimli kılmak için ay veya güneş hareketlerini esas alarak icat ettiği ölçüm cetvelleridir.

Takvimlerin Hicri, Miladi, Rumi diye adlandırılarak farklı amaçlarda kullanılması zamanın hakikati değil, insanların ihtiyaçlarına göre belirledikleri teknik tercihlerdir.

Zaman Allah’ın emri ile durmaksızın akar ve hakikatte önemli olan takvim gününün cuma, ayın ramazan, takvimin adının Hicri, Miladi, Rumi olması değil, yaşanan zamanın ahlâk, adalet, sorumluluk, dürüstlük, ihlas ve ibadetle doldurulup, doldurulmadığı zamanın an itibariyle nasıl değerlendirildiği, ne şekilde ve ne uğrunda yaşandığıdır.

Öte yandan günler, aylar kutsal kabul olsa bile insanı kendiliğinden arındırmaz, yüceltmez. Zira zamanı kutsal kılan, takvimler, günler, aylar değil, o vakitte işlenen amellerdir çünkü günler, aylar adlarını takvim alsalar bile, anlamlarını insanların amellerinden ve niyetlerinden alırlar.

Yüce Allah; tarihlere, aylara, günlere değil insanın duruşuna, yaptıklarına, niyetlerine bakar. Aynı gün biri zulmeder, adaletsizlik, haksızlık yapar, yalan söyler, diğeri iyilik yapar, doğruyu söyler, hakkı, haklıyı savunur. Böyle olunca da aynı tarih, birinin kalbinde merhamet, elinde iyilik olurken, bir başkasının kalbinde kine, elinde zulme dönüşür. Bu durumda aynı takvim günü, birine zindan olurken bir başkasına nur olabilir.

Bu yüzden takvimleri insanları bölmek, ötekileştirmek için tartışma konusu yapmak yerine zamanı Allah’ın bahşettiği emanet bilinciyle yaşamak gerekir.

Günler, aylar, yıllar ve bunların adlandırıldığı takvimler inanmaz, inkâr etmez, taraf tutmaz fakat insanların zamanı kullanış biçiminin, yaşadıklarının, yaptıklarının mesuliyeti, karşılığı zamanın içindeki insanların lehine veya aleyhine şahitlik eder.

Tarihimize baktığımızda da Osmanlı Devleti’nin zamanı tek bir kalıba hapsetmediğini, ihtiyaca göre farklı takvimler kullanarak zamanı yönettiğini görürüz.

Osmanlı, pragmatik devlet anlayışının önemli bir göstergesi olarak, devletin hem dünyevî, hem uhrevî sorumluluklarını yerine getirmesi adına takvimi sadece zamanı ölçen bir cetvel olarak değil zamanla insanoğlu arasında kurulan idrakin yansıması olarak görmüş ve bu sebeple tek takvime bağlı kalmamıştır.

Osmanlı; devletin resmi yazışmalarında, bütçe, mali, idari ve dışişlerinde, halktan toplanan vergilerde kayıp olmasın, hazinenin, tarlanın, hasadın ve diğer ülkelerle ilişkilerin düzeni korunsun diye Rumi Takvimi kullanmıştır.

Rumi takvim ile mevsimlerin yerli yerinde kalması, hesap, düzen, mesuliyet, adalet, emanet bilinciyle devletin gelir kaybı önlenmiştir.

Osmanlı; din işlerinde ise, Kur’an ve Hadisler doğrultusunda, Hac, Oruç, Zekât gibi ibadetlerin, bayramların mevsimlere değil kalbe bağlı olduğunu gösteren, her ramazan, her bayram, her Hac mevsiminde insana “zaman ne senin mülkündür, ne de senin elindedir, sen zamanın içinde muktedir olmayan bir yolcusun” diyen, ibadet merkezli Hicrî Takvimi kullanmıştır.

Sonuç olarak; Osmanlı’nın yaptığı gibi aynı amaçla iki takvimin birlikte kullanıldığı ülkemizde takvimler üzerinden yapılan tartışmalar ve ötekileştirme çabası insanı zamanı putlaştırmaya götürebilir ki bu konuda daha dikkatli, daha hassas ve Müslüman’a yakışır şekilde bilinçli ve birleştirici davranmak gerekir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Önlük... 30 Ağustos; İşgalden Bağımsızlığa, Kulluktan Yurttaşlığa... Müminler Kardeş Mi, Taassup Sahibi Mi? Bir Bölüm Değil Bir Ömür Seçiyorsunuz... Kerbelâ: Tarihin Vicdanına Yazılmış Bir Ahlâk, Adalet ve İnsanlık İmtihanı… Baba Olmak... Hicretin Üzerine Örülen Örümcek Ağları Şahsiyetini Kaybetmenin Dramı Ne Mutlu Türküm Diyene! Okullarda Güvenlik Sorunu Anlatacak Hikayesi Kalmayanlar... Manevi Köprüde Sosyal Uçuruma Titreyen Kalpler mi, Hoparlörler mi? En Büyük Esaret; "İrade Devri" Dil Eğilince... Gençliğim Eyvah! Koşulsuz İtaat Şirktir Soğuk, Çok Soğuk... Atatürk Üniversitesinde Yeni Vizyon Yeni Dönem Suizan! Başkalarını Suçlamak İlkesiz ve İnançsız Cahiliye Toplumu Kamu Hakkı (Bir Cuma Hutbesi) Kurban... 19 Mayıs... Türk Milletinin Ömrü "Beklemekle" Geçer Aynı Gemide Olmak veya Olmamak Manevi Gidişatımız Oruç... Yıl 2025, Yaş 61... Temizlik İmandan Mıdır? Dışımız Temiz, Ya İçimiz? Kur’an’a Ve Allah’a Muhatap Olmak… Öğretmen... Neden Bu Kadar Öfkelisin? Kentsel Dönüşüm Mağduriyeti Din Asli Yapısından Uzaklaşırsa… Her Geceyi Kadir Gecesi, Her Geleni Hızır Bilmek... Bir Gariban Ramazan! Regaip Gecesi mi? SEN! Dizilerdeki İslam Kışa İman Etmek Allah Derken? Yüzüncü Yıl Duygularım Geldik, Gidiyoruz... Cmi, İçki ve Gençlerimiz Olut ki bir gün Başkasının Penceresi… Var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi?