Kuralsız Haber
HV
05 EKİM Pazartesi 06:16
Advert Advert

Ne Mutlu Türküm Diyene!

Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz
Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz
Giriş Tarihi : 05-05-2026 15:30

Türk kimliğinin korunması, Türk kültürünün yaşatılması ve Türk dünyası birliği idealini gündemde tutmak için kutlanan 3 Mayıs Türkçülük Günü (keşke adı Türkçülük Günü değil de Türk Günü olsaydı) vesilesiyle soruyorum; neden “Ne Mutlu Türküm Diyene?”

"Ne mutlu Türküm diyene!" ifadesi, bir övünme ve hamasi bir gurur cümlesi değil, uzun süre sessiz kalmış bir milletin, imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinde kimlik dönüşümünün ve toplumsal rehabilitasyonunun gereğidir.

Bu söz, Osmanlı döneminde "Türklerin” maruz kaldığı sosyolojik ve siyasi konumlandırmanın karşısında bir aidiyet inşası, görünürlük kazanılması ve kendi kurduğu ülkede, kendi bayrağının altında söz sahibi olabilmesi amacını taşır.

Osmanlı “Cihan Devleti” olma mantığı ile millet bilincinin gelişmesine izin vermemiştir. Bunun yanı sıra, devleti yöneten Osmanlı elitleri, bürokrasi ve özellikle Saray (Osmanlılar) "Türk" kelimesini olumsuz anlamda Anadolu'daki köylü, göçebe ve eğitimsiz halkı tanımlamak için kullanmıştır.

Hal böyle olunca da, Türkler, kendi kurdukları Osmanlı Devleti’nin çatısı altında cepheye sürülen asker, tarla süren çiftçi, vergi veren kaynak olmaktan öteye geçememiş ve devletin kurucu unsuru olmalarına rağmen gerekli değeri görmemiş, yönetimden, kültürel gelişimden ve eğitimden uzak kalmışlardır.

Bu gerçeklerle yüzleşen Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet ise "Ne mutlu Türküm diyene!" sözüyle yüzyıllardır ihmal edilen Türk kimliğini onurlu bir vatandaşlık tanımı olarak “Türk Halkına” geri vermiştir.

Dolayısıyla bu ifade tarihsel bir ihmalin, sessiz kalmış bir milletin yaşadığı boşluğu dolduran, toplumsal birliği sağlayan bir "iade-i itibar" beyanıdır.

Gerçek şudur ki; "Millet" bilinci inşa edilmeden, ne ümmet ne de başka bir aidiyet sağlıklı bir zemine oturabilir.

Tabii ki, bu düşünce Türk olanlar için geçerlidir. “Türküm” diyemedikleri için “Osmanlıyım” ifadesine sığınanlar, eğer gerçeklerden ve tarih bilgisinden uzak değillerse neyi neden reddettiklerini ve hangi tarihsel gerçeğin üzerini örtmeye çalıştıklarını gayet iyi bilmektedirler.

Osmanlı'da özellikle 15. Yüzyıldan itibaren saray bürokrasisi ve elitler tarafından "Türk" kelimesinin "kaba, cahil, isyankâr" anlamında kullanılmasına, Türklere “idraksiz” denmesine rağmen, bizler Osmanlı’nın kimliğimizin parçası olduğu bilinciyle Osmanlı’ya, Cumhuriyet’in değerlerine, bizlere yeniden kazandırdığı onurlu kimliğimize, milli ve dini değerlerimize sahip çıkmalı, Müslüman ve Türk olmanın gururunu yaşamalı ve yaşatmalıyız.

Çünkü "Türküm" demek; sadece bir kökene, bir dine ait olmak değil, yüzyılların sessizliğini bozarak bu toprakların asıl sahibi olduğumuzu tüm dünyaya ilan etmektir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Gazilerimize... Önlük... 30 Ağustos; İşgalden Bağımsızlığa, Kulluktan Yurttaşlığa... Müminler Kardeş Mi, Taassup Sahibi Mi? Bir Bölüm Değil Bir Ömür Seçiyorsunuz... Kerbelâ: Tarihin Vicdanına Yazılmış Bir Ahlâk, Adalet ve İnsanlık İmtihanı… Baba Olmak... Hicretin Üzerine Örülen Örümcek Ağları Şahsiyetini Kaybetmenin Dramı Okullarda Güvenlik Sorunu Anlatacak Hikayesi Kalmayanlar... Manevi Köprüde Sosyal Uçuruma Titreyen Kalpler mi, Hoparlörler mi? En Büyük Esaret; "İrade Devri" Dil Eğilince... Takvimler... Gençliğim Eyvah! Koşulsuz İtaat Şirktir Soğuk, Çok Soğuk... Atatürk Üniversitesinde Yeni Vizyon Yeni Dönem Suizan! Başkalarını Suçlamak İlkesiz ve İnançsız Cahiliye Toplumu Kamu Hakkı (Bir Cuma Hutbesi) Kurban... 19 Mayıs... Türk Milletinin Ömrü "Beklemekle" Geçer Aynı Gemide Olmak veya Olmamak Manevi Gidişatımız Oruç... Yıl 2025, Yaş 61... Temizlik İmandan Mıdır? Dışımız Temiz, Ya İçimiz? Kur’an’a Ve Allah’a Muhatap Olmak… Öğretmen... Neden Bu Kadar Öfkelisin? Kentsel Dönüşüm Mağduriyeti Din Asli Yapısından Uzaklaşırsa… Her Geceyi Kadir Gecesi, Her Geleni Hızır Bilmek... Bir Gariban Ramazan! Regaip Gecesi mi? SEN! Dizilerdeki İslam Kışa İman Etmek Allah Derken? Yüzüncü Yıl Duygularım Geldik, Gidiyoruz... Cmi, İçki ve Gençlerimiz Olut ki bir gün Başkasının Penceresi… Var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi?