Kuralsız Haber
HV
07 EKİM Cuma 16:36
Advert

“Sülün Osman’a” Rahmet Okutacak Bir “Üçkâğıt” Hikâyesi

Kemal Turgut
Kemal Turgut
Giriş Tarihi : 16-08-2022 23:36

Malatya, yıllar sonra nihayet ulusal basında kendisinden söz ettirmeyi başarabildi. Ancak bu sefer olumlu anlamda değil de adeta skandal bir “insan kaçakçılığı” iddiasıyla ve üstelik merhum “üçkâğıtçı” Sülün Osman’a rahmet okutacak cinsten bir olayla adı anılır oldu…

Filmlere konu olacak cinsten gerçekleşen trajikomik “insan kaçakçılığı” hadisesi yaklaşık bir buçuk yıl öncesinde gerçekleşiyor. Olayın basına yansıması ve kamuoyuna duyurulması ise geçtiğimiz günlerde toplanan Yeşilyurt Belediye Meclisi toplantısında Yeşilyurt Belediyesi CHP’li Meclis Üyesi Günnur Teber’in Başkan Çınara yönelttiği bir soru üzerine medyanın daha doğrusu ilimizdeki iki yüzü aşkın ve bunlardan en az elli altmışının meslekte yarım yüzyılını deviren ve kendisine “duayen” diyebileceğim isimlerin “kafasını kuma gömdüğü”, adeta “kör, sağır – dilsiz” kesildiği bir zamanda “namuslu” kalem erbabı birkaç “yeniyetme” yerel gazeteci arkadaşların olayı araştırıp haber yapması ile gündeme geliyor ve işin aslını öğreniyoruz.

“Yeniyetme” dediğime bakmayın ve lütfen ne demek istediğime yazının bütününü okuduktan sonra karar verin.

Yazımıza konu olan mevzuyu özetlemeden önce kısaca kendilerine “yeniyetme” dediğim sevgili dostlarım, Aktarlar Odası ve Radyocular Dernek Başkanı Sinan Cavlak ile Kayısı Haber Genel Yayın Yönetmeni ve İmtiyaz Sahibi Mahir Temur’un yapmış oldukları bana göre “yılın haberi” diyebileceğim konuyu önce köşelerine taşıyıp, sonrasında ilimizde faaliyet gösteren dokuz radyonun ortak canlı yayınında gündeme getirmesi ile söz konusu olay ulusal medyanın da ilgi odağı oldu…

Kamuoyuna “Yeşilyurt Belediyesi İnsan Kaçakçılığı mı Yapıyor” minvalinde yansıyan ve “şeytanın bile aklına gelmeyen” yöntemlerle yapılan yurt dışına gönderilen 57 kişiden 53’ünün yurda dönmeyip adeta “buharlaşması” hadisesi böylelikle gündeme geliyor ve bir haftadır da yerel ve ulusal basından konu enine boyuna irdeleniyor.

Önce CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuyu bir basın açıklamasıyla basına duyuruyor. Sonrasında Karar Gazetesinden sevgili Yıldıray Oğur, söz konusu haberin ayrıntısını Mahir Temur ve başka isimlerle yaptığı görüşmeler sonucu kaleme alıyor derken nihayet bugünde Haber Türk gazetesi köşe yazarı ve aynı zamanda kendisi de Malatyalı olan usta gazeteci Sevilay Yılman köşesinde konuyu irdeliyor…

Dün ayrıca Halk TV ekranına canlı olarak bağlanan Mahir Temur, konuyu orada ayrıca özetliyor.

Dedim ya, olayın özetini aşağıda ayrıca vereceğim ancak yazımın başında belirttiğim gibi sözüm ona kendilerine “duayen” denilen gazetecilerin “kafalarını kuma gömdüğü” ve adeta hiçbirinin ağzını bile açmadığı veya daha doğru bir ifadeyle açamadığı bir zamanda sadece internet mecrasında yayın yapan ve belki sözüm ona bu duayenler tarafından basın mensubu bile görmedikleri “yeniyetme” bir gencin yapmış olduğu ve bir anda ülke gündemini meşgul eden bu gazetecilik başarını gerçekten kutlamak ve tebrik etmek lazım. Ayrıca da bana göre bu senenin “yerel medya ödülünü” şimdiden bu kardeşimin hak ettiğini düşünüyorum.

Malatyalı yerel gazetecilerin - ki bende dâhil – yemekli toplantılarda boy gösterip iş gündem yaratmaya ve gündemdeki olayları irdelemeye gediğinde neredeyse birden buharlaşıp ortadan kaybolmalarını bu kentin insanları hak etmiyor. Evet, iddia ediyorum; bu şehir, bu gazetecileri ve gazetecilik yaptıklarını sananları hak etmiyor.

Kamuoyunun beklentilerini karşılamayan, sorunlarını dile getiremeyen sözde gazeteci ve yazar – çizerlerin suskunluğu her şeyden önce gazetecilik adına utanç vericidir. Burada hakkıyla gazetecilik yapan kardeşlerimi ve büyüklerimi tenzih ediyorum ancak genel intibaım bu yönde.

Gerçek demokrasilerde yasama, yürütme ve yargının dışında dördüncü güç olduğu bilinen özgür basının içinde yaşadığı topluma karşı sorumlulukları vardır. Yaşadığı şehrine, insanına ve ülkesine karşı sorumlulukları vardır. Hepsi bir yana kendisine karşı sorumlulukları vardır. Gazetecilik etik ve ilkelerini bir yana bırakıp işin inanç boyutunda bile konuyu ele alsak, bile isteye gördüklerine gözünü kapar ve bildiklerini yazmasan veya söylemezsen yarın Ruz-i mahşerde yakana yapışırlar ve kalemin senden davacı olur. Tamam, hepsi bir yana mademki kendine “basın mensubu” diyorsun ya hu Allah aşkına başını yastığa koyunca nasıl uyuyorsun…

Biliyorum sözü uzattım ve esas meseleye henüz dönemedim. Olayın özetini aktaracaktım, hemen konuya dönüyor ve kısaca meselenin bilinen aslını sizlere sunuyorum. Ancak şu kadarını da söylememe müsaade edin. Söz konusu olay şuan yargı aşamasında daha doğrusu İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri olayın muhataplarının ifadelerini alıyor ve soruşturma sonrası nasıl bir dava konusu olacak, işin içinden ne çıkacak, bekleyip sonuçlarını göreceğiz.

OLAY NASIL GERÇEKLEŞTİ

Önceki dönem Bingöl Servi Belediyesinin AK Partili Başkanı olan Ali Ayrancı, (kendisinin Malatya’da da evi olduğu söyleniyor) görevi sırasında iken tanıştığı ve o zaman başkan yardımcısı olan Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar’la görüşüp Almanya’nın Hannover kentinde Mega Kilit GMHB adlı Türk iş adamına ait olan bir şirketin “Çevreye duyarlı vatandaşlar yetiştirmek” adlı bir proje kapsamında yurtdışına bir gezi düzenlemek istediğini iletiyor.

Proje kapsamında gidecek olanların masraflarının şirket tarafından karşılanacağı ve belediye çalışanlarından bazı kişilerin katılmasının iyi olacağını belirtip ancak bunun bir proje kapsamında gerçekleşeceği için bir dernekle işbirliği yapılmasının ve protokol imzalanmasının gerektiğini söyleyerek yaklaşık on yıldır aktif olan Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneğinin projeye paydaş olacağını da ilave ederek belediyeye bir isim listesi sunuyor.

Belediye önce iki kişi, daha sonra madem paydaşız daha fazla çalışanımız katılsın diyerek sayıyı dört ediyor ve nihayet gerekliği prosedürler tamamlanınca gönderilecek isimlerin listesi belediyeye iletiliyor. Belediye bu listedekileri elbette tanımıyor ve listeyi pasaport işlemleri için resmi yazıyla valilik onayına gönderiyor ve valilik te söz konusu isimlerin GBT araştırması yapılması için emniyete bildiriyor. Yapılan işlemler sonucu GBT kayıtlarında herhangi bir olumsuz duruma rastlanmadığı için “uygun görüş” bildiriliyor. Böylelikle de vizesiz 14 günlük kurum çalışanlarına mahsus gri pasaport işlemi de gerçekleşiyor.

Belediye çalışanı dört kişi başka bir programları daha olduğundan kafileden önce yurt dışı çıkışlarını yapıyorlar ve aradan üç dört gün geçtikten sonra bir otelde kafilenin diğerleri ile karşılaşıyorlar.

Ayrıntılarla yazımızı daha fazla uzatmayalım. Neyse, belediye çalışanları o kişilerle bir daha karşılamadan planladıkları gezi programını tamamlayıp yurda dönüyorlar. Yaklaşık bir hafta sonra da yurt dışına gidenlerin pasaportları Eski Başkan Ali Ayrancı tarafından belediyeye teslim ediliyor. Doğal olarak da belediye çalışanlarının akıllarına herhangi bir şey gelmiyor ve konu kapanıyor. Ta ki İçişleri Bakanlığının Yurtdışına Usulsüz İnsan kaçakçılığı yapıldığı yönünde bir soruşturma sonucu belediyede ki ilgililerin ifadesine başvurulana kadar.

Sonrası malumunuz. Konun ayrıntısını Başta Kayısı Haberde Mahir Temur olmak üzere Karar Gazetesinde Yıldıray Oğur ve Haber Türk Gazetesinde Sevilay Yılman’ın yazılarından okuyabilirsiniz.

Evet, sevgili dostlar. Benim kısaca özetlemeye çalıştığım haberin konusu bu ve bu haberi ülke gündemine taşıyan sevgili dostum Mahir Temur ve konuyu Malatya kamuoyu önünde tartışan Sinan Cavlak’ı tebrik ediyorum. Malatya’da sözüm ona gazeteciyim diye caka satan ve kendilerine “duayen" süsü vermiş sözde gazeteci müsveddelerini de sizlerin engin vicdanlarına havale ediyorum.

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR