Türk Milletinin Ömrü "Beklemekle" Geçer

Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz

15-05-2025 06:24

Türk Milletinin ömrü bir bebeğin annesinin kendisini emzirmesini ağlayarak, çaresizce ve hiçbir şey yapamadan beklediği gibi;

Çocukken; büyüdüğü, büyüyünce de çok para kazanıp refah, huzur ve keyif içinde yaşayacağı günlerin gelmesini beklemekle,

Gençken; gerçeklerle yavaş yavaş tanıştığı için bir üniversite kazanıp, mezun olunca, mesleğini icra edip hayatını kurtaracağı günleri beklemekle,

Orta yaşlarda; artık ülkesinin böyle gelmiş, böyle gideceğinin ve kendisinden de pek bir şey olamayacağının idrakine vardığından ülkesine ve kendisine dair mucize beklemekle,

İleri yaşlarda; ülkesine ve kendisine dair umudunu iyice yitirdiği için kendisi gibi aciz kullardan, Allah’a şirk koşma pahasına, ülkesini, dünyasını, ahiretini kurtaracak kerameti ve kahramanlığı beklemekle,

Yaşlılığında; geçmişte olduğu gibi, gelecekte de değişen bir şey olmayacağını gördüğü için bari hastane köşelerine, yataklara düşmeden, kimseye muhtaç olmadan öleyim diye dua etmekle ve ölümü beklemekle geçer.

Türk Milletinin ömrü; başını kaldıramadan, neler oluyor, neden böyle oluyor diye sorgulayamadan, birilerinin belirlediği gündeme göre değişen düşmanların, dış güçlerin, hainlerin ülkesine, milletine yapacağı kötülükleri beklemekle, ülkesinin başına bir iş gelmesin, ülkesi daha kötüye gitmesin diye toplu dua ve beddua etmekle, halinin daha kötü olmadığı için Allah’a şükretmekle geçer.

Türk Milleti; kendisine dayatılan korkularla, şüphelerle, mutluluk, refah yüzü görmeden, huzurlu ve müreffeh bir ülkede yaşamak nasip olmadan, dünyasını da, ahiretini de, ülkesini de, milletini de kurtaramadan, sıkıntılar içinde, yarın daha iyi olacak sanrılarıyla ölür gider.

Bilmez ki; Allah’ın her kulu eşittir, Allah’ın her kulu değerlidir, Allah huzurunda ve İslâm’a göre insanlar makam, mevki, para, güçle değer ve önem kazanmaz.

Bilmez ki; Allah her kulunun refahını, mutluluğunu, özgürlüğünü ister. Allah hiç kimseyi sıkıntı yaşasın, başkalarının altında ezilsin, birilerin keyfi, rahatı için acı, sıkıntı, yokluk, açlık çeksin ve bu duruma sabretsin, şükretsin diye göndermemiştir.

Bilmez ki; kendisine gereken güç, iman, cesaret, kabiliyet damarlarında dolaşan asil kanda mevcuttur ve bilmez ki kullara bel bağlamaz, kullardan yardım beklemez ve sadece Allah’a el açarsa Allah kulunu asla yalnız bırakmaz.

Bizler Allah'a olan güvenimizi yitirdiğimiz, kullara iman ettiğimiz, sahip olduğumuz hasletleri unutup bizlerden farkı olmayan aciz kullara sığındığımız ve onları kurtarıcı gibi görüp kahramanlaştırdığımız sürece de bu gidişat değişmeyecek;

Evvelsi gün dedelerimiz, dün babalarımız ne yaşadılarsa, bugün bizler ne yaşıyorsak, yarın evlatlarımız, öbür gün torunlarımız da ülkemiz daha iyi olacak sanrılarıyla, birilerinin hırslarının, menfaatlerinin, kinlerinin oyuncağı olarak, onlar daha iyi yaşasın diye, onların yoluna, beklentilerine kurban olur gidecekler.

Bizler kendimizin, gücümüzün, cesaretimizin, kabiliyetimizin, inancımızın, bizi değerli kılan hasletlerin farkına vardığımız, Allah’tan başkasına muhtaç olmadığımızı, vatanını, milletini, ailesini seven ve işini doğru yapan her insanın kahraman ve kurtarıcı olduğunu anladığımız an ülkemiz düze çıkacak ve bizler bu cendereden kurtulacağız.

Hal böyle olunca da; siyaset, hamaset, dedikodu, iftira, düşmanlık yerine iş üreteceğiz, bilim üreteceğiz, sevgi dolu, saygı dolu, müreffeh, mutlu bir ülkede hiç kimseden, hiçbir şeyden korkmadan barış içinde, özgürce ve huzurla yaşayacağız, yaşatacağız.

DİĞER YAZILARI Şahsiyetini Kaybetmenin Dramı 01-01-1970 03:00 Ne Mutlu Türküm Diyene! 01-01-1970 03:00 Okullarda Güvenlik Sorunu 01-01-1970 03:00 Anlatacak Hikayesi Kalmayanlar... 01-01-1970 03:00 Manevi Köprüde Sosyal Uçuruma 01-01-1970 03:00 Titreyen Kalpler mi, Hoparlörler mi? 01-01-1970 03:00 En Büyük Esaret; "İrade Devri" 01-01-1970 03:00 Dil Eğilince... 01-01-1970 03:00 Takvimler... 01-01-1970 03:00 Gençliğim Eyvah! 01-01-1970 03:00 Koşulsuz İtaat Şirktir 01-01-1970 03:00 Soğuk, Çok Soğuk... 01-01-1970 03:00 Atatürk Üniversitesinde Yeni Vizyon Yeni Dönem 01-01-1970 03:00 Suizan! 01-01-1970 03:00 Başkalarını Suçlamak 01-01-1970 03:00 İlkesiz ve İnançsız Cahiliye Toplumu 01-01-1970 03:00 Kamu Hakkı (Bir Cuma Hutbesi) 01-01-1970 03:00 Kurban... 01-01-1970 03:00 19 Mayıs... 01-01-1970 03:00 Aynı Gemide Olmak veya Olmamak 01-01-1970 03:00 Manevi Gidişatımız 01-01-1970 03:00 Oruç... 01-01-1970 03:00 Yıl 2025, Yaş 61... 01-01-1970 03:00 Temizlik İmandan Mıdır? 01-01-1970 03:00 Dışımız Temiz, Ya İçimiz? 01-01-1970 03:00 Kur’an’a Ve Allah’a Muhatap Olmak… 01-01-1970 03:00 Öğretmen... 01-01-1970 03:00 Neden Bu Kadar Öfkelisin? 01-01-1970 03:00 Kentsel Dönüşüm Mağduriyeti 01-01-1970 03:00 Din Asli Yapısından Uzaklaşırsa… 01-01-1970 03:00 Her Geceyi Kadir Gecesi, Her Geleni Hızır Bilmek... 01-01-1970 03:00 Bir Gariban Ramazan! 01-01-1970 03:00 Regaip Gecesi mi? 01-01-1970 03:00 SEN! 01-01-1970 03:00 Dizilerdeki İslam 01-01-1970 03:00 Kışa İman Etmek 01-01-1970 03:00 Allah Derken? 01-01-1970 03:00 Yüzüncü Yıl Duygularım 01-01-1970 03:00 Geldik, Gidiyoruz... 01-01-1970 03:00 Cmi, İçki ve Gençlerimiz 01-01-1970 03:00 Olut ki bir gün 01-01-1970 03:00 Başkasının Penceresi… 01-01-1970 03:00 Var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi? 01-01-1970 03:00