Kamu Hakkı (Bir Cuma Hutbesi)

Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz

03-07-2025 03:20

Bu Cuma günü Diyanet’in, belki de böylesi önemli bir konuda ilk defa, irat ettirdiği hutbede inanan insanların asla yapmaması gereken ve Müslüman kesimin Allah’a inanç noktasında güçlü problemlerinin olduğunu gösteren hem ahlaki, hem dini hatalar dile getirildi.

Hutbe özetle şöyle;

Hayber’in Fethi sonrası şehitler sayılırken Rasulullah (s.a.s) bir kişi hakkında “Hayır! O şehit değildir. Ben onu kamu malından çaldığı bir hırka ile cehennemde gördüm” diyerek kamu hakkına el uzatmanın ne kadar büyük bir günah, haram olduğunu haber vermektedir.

Kamu hakkı; Allah’ın hakkıdır, Allah’ın emanetidir ve halkın ortak menfaat alanıdır.

Hangi makamda ve görevi ne olursa olsun hiç kimse kamu malı üzerinde şahsi ve keyfi bir tasarrufta bulunamaz. Bu kamu hakkına ihanettir, haksızlıktır, adaletsizliktir ve zulümdür.

Kamu malı; bütün toplumun, yetimlerin, muhtaçların, fakir fukaranın, garip gurebanındır.

Hazine, kamu, belediye, vakıf, dernek mallarına, parasına el uzatmak, şahsi, keyfi işlerinde kullanmak, insanı dünyada zillete, ahirette büyük bir azaba sürükleyen ağır bir vebal, büyük bir günahtır, haramdır. Nitekim Yüce Rabbimiz,  “Kim, kamu malına ihanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir” buyurmaktadır.

Görsel ve yazılı medyada gündeme gelen, halkın sohbetlerinde yer aldığı halde kimsenin dile getiremediği kamu hakkı ihlallerini ve bu duruma İslâm’ın bakışını hatırlayalım.

Hazineye, vakıflara, derneklere, kamu kurum, kuruluşlarına ait menkul ve gayrimenkulleri zimmete geçirmek, işgal etmek, vasıflarını değiştirerek gayr-i meşru kazanç sağlamak, makamı sebebiyle başkalarına bu imkânları sağlamak ateşten bir korla karnı doldurmaktır. Bu hususta Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”

Hediye kisvesine bürünen her türlü çıkar ilişkisi, rüşvet alıp vermek, vergi kaçırmak, dijital, yazılı, görsel medyada yalan ve yanıltıcı haberlerle manipülasyon yaparak kamuyu zarara uğratmak haramdır, Allah’ın lanetine müstahak olmaktır. Nitekim Rasulullah (s.a.s), “Allah’ın laneti, rüşvet verenin de alanın da üzerine olsun.” buyurmaktadır.

Kamu kaynaklarını israf etmek, şahsi işlerinde kullanmak, torpil yapmak, yaptırmak, kamuda bir kişinin yapabileceği bir iş için birden fazla kişiyi işe almak, adam kayırmak, kollamak gençlerimizin hayallerini çalmaktır, cehennem ateşinden bir parçadır ve haramdır.

Elektrik ve suyu kaçak kullanmak, devletin verdiği destekleri amacı dışında kullanmak kamu hakkını ihlal etmektir, toplumun tamamının malına el uzatmaktır ve haramdır.

Bu bağlamda; makamı, mevkii, görevi ne olursa olsun kamu imkânlarını amacı dışında kullanmak, devletin araçlarını, devlet imkânlarını kendi özel işleri, ailesi, yakınları için kullanmak, liyakatsizlere görev vermek, emaneti ehline vermemek, kamuya ait işleri aksatmak, görevini layıkıyla yerine getirmemek, kamu hizmetlerini sunarken insanlar arasında ayrım ve tarafgirlik yapmak haramdır.

Yaptığı iş karşılığında kamudan aldığı ücretten başka bir ücret talep etmek haramdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bu konuda “Bir kimseyi bir işte görevlendirip yaptığı işin karşılığı olarak ona bir ücret verdiysek, onun bu ücret dışında alacağı her şey emanete hıyanettir” demiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurdu ki: “Kamu malından haksız kazanç sağlayanlar için kıyamet günü ancak cehennem azabı vardır.”

Şimdi hepimiz başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim. Gulûl denilen ve devlet malına hıyanet anlamına gelen haramı işlemeyelim, gulûl haramını işleyenlere destek verip onların haramlarına ve Allah’a isyanlarına ortak olmayalım.

Bilelim ki hiç kimse için ne bu dünyamızı, ne ahiretimizi yakmaya, ziyan etmeye, Allah’a isyankâr olmaya değmez.

DİĞER YAZILARI Şahsiyetini Kaybetmenin Dramı 01-01-1970 03:00 Ne Mutlu Türküm Diyene! 01-01-1970 03:00 Okullarda Güvenlik Sorunu 01-01-1970 03:00 Anlatacak Hikayesi Kalmayanlar... 01-01-1970 03:00 Manevi Köprüde Sosyal Uçuruma 01-01-1970 03:00 Titreyen Kalpler mi, Hoparlörler mi? 01-01-1970 03:00 En Büyük Esaret; "İrade Devri" 01-01-1970 03:00 Dil Eğilince... 01-01-1970 03:00 Takvimler... 01-01-1970 03:00 Gençliğim Eyvah! 01-01-1970 03:00 Koşulsuz İtaat Şirktir 01-01-1970 03:00 Soğuk, Çok Soğuk... 01-01-1970 03:00 Atatürk Üniversitesinde Yeni Vizyon Yeni Dönem 01-01-1970 03:00 Suizan! 01-01-1970 03:00 Başkalarını Suçlamak 01-01-1970 03:00 İlkesiz ve İnançsız Cahiliye Toplumu 01-01-1970 03:00 Kurban... 01-01-1970 03:00 19 Mayıs... 01-01-1970 03:00 Türk Milletinin Ömrü "Beklemekle" Geçer 01-01-1970 03:00 Aynı Gemide Olmak veya Olmamak 01-01-1970 03:00 Manevi Gidişatımız 01-01-1970 03:00 Oruç... 01-01-1970 03:00 Yıl 2025, Yaş 61... 01-01-1970 03:00 Temizlik İmandan Mıdır? 01-01-1970 03:00 Dışımız Temiz, Ya İçimiz? 01-01-1970 03:00 Kur’an’a Ve Allah’a Muhatap Olmak… 01-01-1970 03:00 Öğretmen... 01-01-1970 03:00 Neden Bu Kadar Öfkelisin? 01-01-1970 03:00 Kentsel Dönüşüm Mağduriyeti 01-01-1970 03:00 Din Asli Yapısından Uzaklaşırsa… 01-01-1970 03:00 Her Geceyi Kadir Gecesi, Her Geleni Hızır Bilmek... 01-01-1970 03:00 Bir Gariban Ramazan! 01-01-1970 03:00 Regaip Gecesi mi? 01-01-1970 03:00 SEN! 01-01-1970 03:00 Dizilerdeki İslam 01-01-1970 03:00 Kışa İman Etmek 01-01-1970 03:00 Allah Derken? 01-01-1970 03:00 Yüzüncü Yıl Duygularım 01-01-1970 03:00 Geldik, Gidiyoruz... 01-01-1970 03:00 Cmi, İçki ve Gençlerimiz 01-01-1970 03:00 Olut ki bir gün 01-01-1970 03:00 Başkasının Penceresi… 01-01-1970 03:00 Var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi? 01-01-1970 03:00