Takvimler...

Prof. Dr. A. Berhan Yılmaz

05-01-2026 20:23

Takvimler, insan aklının, Allah’ın yarattığı zamanı anlamlandırmak, daha düzenli, daha verimli kılmak için ay veya güneş hareketlerini esas alarak icat ettiği ölçüm cetvelleridir.

Takvimlerin Hicri, Miladi, Rumi diye adlandırılarak farklı amaçlarda kullanılması zamanın hakikati değil, insanların ihtiyaçlarına göre belirledikleri teknik tercihlerdir.

Zaman Allah’ın emri ile durmaksızın akar ve hakikatte önemli olan takvim gününün cuma, ayın ramazan, takvimin adının Hicri, Miladi, Rumi olması değil, yaşanan zamanın ahlâk, adalet, sorumluluk, dürüstlük, ihlas ve ibadetle doldurulup, doldurulmadığı zamanın an itibariyle nasıl değerlendirildiği, ne şekilde ve ne uğrunda yaşandığıdır.

Öte yandan günler, aylar kutsal kabul olsa bile insanı kendiliğinden arındırmaz, yüceltmez. Zira zamanı kutsal kılan, takvimler, günler, aylar değil, o vakitte işlenen amellerdir çünkü günler, aylar adlarını takvim alsalar bile, anlamlarını insanların amellerinden ve niyetlerinden alırlar.

Yüce Allah; tarihlere, aylara, günlere değil insanın duruşuna, yaptıklarına, niyetlerine bakar. Aynı gün biri zulmeder, adaletsizlik, haksızlık yapar, yalan söyler, diğeri iyilik yapar, doğruyu söyler, hakkı, haklıyı savunur. Böyle olunca da aynı tarih, birinin kalbinde merhamet, elinde iyilik olurken, bir başkasının kalbinde kine, elinde zulme dönüşür. Bu durumda aynı takvim günü, birine zindan olurken bir başkasına nur olabilir.

Bu yüzden takvimleri insanları bölmek, ötekileştirmek için tartışma konusu yapmak yerine zamanı Allah’ın bahşettiği emanet bilinciyle yaşamak gerekir.

Günler, aylar, yıllar ve bunların adlandırıldığı takvimler inanmaz, inkâr etmez, taraf tutmaz fakat insanların zamanı kullanış biçiminin, yaşadıklarının, yaptıklarının mesuliyeti, karşılığı zamanın içindeki insanların lehine veya aleyhine şahitlik eder.

Tarihimize baktığımızda da Osmanlı Devleti’nin zamanı tek bir kalıba hapsetmediğini, ihtiyaca göre farklı takvimler kullanarak zamanı yönettiğini görürüz.

Osmanlı, pragmatik devlet anlayışının önemli bir göstergesi olarak, devletin hem dünyevî, hem uhrevî sorumluluklarını yerine getirmesi adına takvimi sadece zamanı ölçen bir cetvel olarak değil zamanla insanoğlu arasında kurulan idrakin yansıması olarak görmüş ve bu sebeple tek takvime bağlı kalmamıştır.

Osmanlı; devletin resmi yazışmalarında, bütçe, mali, idari ve dışişlerinde, halktan toplanan vergilerde kayıp olmasın, hazinenin, tarlanın, hasadın ve diğer ülkelerle ilişkilerin düzeni korunsun diye Rumi Takvimi kullanmıştır.

Rumi takvim ile mevsimlerin yerli yerinde kalması, hesap, düzen, mesuliyet, adalet, emanet bilinciyle devletin gelir kaybı önlenmiştir.

Osmanlı; din işlerinde ise, Kur’an ve Hadisler doğrultusunda, Hac, Oruç, Zekât gibi ibadetlerin, bayramların mevsimlere değil kalbe bağlı olduğunu gösteren, her ramazan, her bayram, her Hac mevsiminde insana “zaman ne senin mülkündür, ne de senin elindedir, sen zamanın içinde muktedir olmayan bir yolcusun” diyen, ibadet merkezli Hicrî Takvimi kullanmıştır.

Sonuç olarak; Osmanlı’nın yaptığı gibi aynı amaçla iki takvimin birlikte kullanıldığı ülkemizde takvimler üzerinden yapılan tartışmalar ve ötekileştirme çabası insanı zamanı putlaştırmaya götürebilir ki bu konuda daha dikkatli, daha hassas ve Müslüman’a yakışır şekilde bilinçli ve birleştirici davranmak gerekir.

DİĞER YAZILARI Şahsiyetini Kaybetmenin Dramı 01-01-1970 03:00 Ne Mutlu Türküm Diyene! 01-01-1970 03:00 Okullarda Güvenlik Sorunu 01-01-1970 03:00 Anlatacak Hikayesi Kalmayanlar... 01-01-1970 03:00 Manevi Köprüde Sosyal Uçuruma 01-01-1970 03:00 Titreyen Kalpler mi, Hoparlörler mi? 01-01-1970 03:00 En Büyük Esaret; "İrade Devri" 01-01-1970 03:00 Dil Eğilince... 01-01-1970 03:00 Gençliğim Eyvah! 01-01-1970 03:00 Koşulsuz İtaat Şirktir 01-01-1970 03:00 Soğuk, Çok Soğuk... 01-01-1970 03:00 Atatürk Üniversitesinde Yeni Vizyon Yeni Dönem 01-01-1970 03:00 Suizan! 01-01-1970 03:00 Başkalarını Suçlamak 01-01-1970 03:00 İlkesiz ve İnançsız Cahiliye Toplumu 01-01-1970 03:00 Kamu Hakkı (Bir Cuma Hutbesi) 01-01-1970 03:00 Kurban... 01-01-1970 03:00 19 Mayıs... 01-01-1970 03:00 Türk Milletinin Ömrü "Beklemekle" Geçer 01-01-1970 03:00 Aynı Gemide Olmak veya Olmamak 01-01-1970 03:00 Manevi Gidişatımız 01-01-1970 03:00 Oruç... 01-01-1970 03:00 Yıl 2025, Yaş 61... 01-01-1970 03:00 Temizlik İmandan Mıdır? 01-01-1970 03:00 Dışımız Temiz, Ya İçimiz? 01-01-1970 03:00 Kur’an’a Ve Allah’a Muhatap Olmak… 01-01-1970 03:00 Öğretmen... 01-01-1970 03:00 Neden Bu Kadar Öfkelisin? 01-01-1970 03:00 Kentsel Dönüşüm Mağduriyeti 01-01-1970 03:00 Din Asli Yapısından Uzaklaşırsa… 01-01-1970 03:00 Her Geceyi Kadir Gecesi, Her Geleni Hızır Bilmek... 01-01-1970 03:00 Bir Gariban Ramazan! 01-01-1970 03:00 Regaip Gecesi mi? 01-01-1970 03:00 SEN! 01-01-1970 03:00 Dizilerdeki İslam 01-01-1970 03:00 Kışa İman Etmek 01-01-1970 03:00 Allah Derken? 01-01-1970 03:00 Yüzüncü Yıl Duygularım 01-01-1970 03:00 Geldik, Gidiyoruz... 01-01-1970 03:00 Cmi, İçki ve Gençlerimiz 01-01-1970 03:00 Olut ki bir gün 01-01-1970 03:00 Başkasının Penceresi… 01-01-1970 03:00 Var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi? 01-01-1970 03:00